ÖTKÜNÇ (pt. 1) - 2022


                                                                             boyut - size: 100x70 cm
                                                      renkli rafya ip, inşaat teli, sarmaşık dalı 
                                     colored raffia string, construction wire, ivy branch

[manifesto]

Doğada canlılar hayatta kalma mücadelesi içerisinde kamufle görünümlere bürünürler. Yaşam mücadelesinin yarattığı bu durum, pek çok canlıya farklı özellikler ve görünüşler kazandırmaktadır. Yaşayan ya da yaşamayan modelleri, görünüşleri ve hareketleriyle bir bütün olarak ele alarak tamamen o modele dönüşebilmektedirler. Bir canlının bu taklit haline Yunanca kökenli mimicry adı verilir ve canlılar bu özellikle kendilerine ses, koku ve davranış gibi faktörleri katarak bu taklit durumunu daha gerçekçi hale getirirler.

Mimicry, hayat döngüsü içerisinde başka bir döngü yaratmaktadır canlı varlıklar için. İçinde yaşadığı habitatı, kendinden farklı ve tehdit olarak algıladığı canlılardan korunabilmesi amacıyla kontrol edebilmesini sağlamaktadır. Bu şekilde gen aktarımının ve neslinin devamını gerçekleştirebilir. Canlı aynı zamanda, yaşadığı çevreye uyum sağlarken kendi benliğinden ödün vererek dönüşümünü ve evrimini, değişik bir noktaya ve kendini yeniden anlamlandırdığı bambaşka bir modele ve canlının  fiziksel görüntüsüne bürünerek tamamlar. Bu dönüşüm, kendisine kayıplar getirdiği gibi farklı kazanımları da elde etmesini sağlayabilmektedir. 

Charles Robert Darwin’in Evrim Teorisi temel alınarak yer alan canlıların yaşadığı bu dönüşüm, canlıya kendisini yeniden keşfetmesini sağlarken kendisini var olduğu türünün içerisinde üst konuma taşımasını sağlamaktadır. Tıpkı insanın da yaşadığı süreçte olduğu gibi...  

Christian Konrad Sprengel’ın der ki: “ Doğa, herhangi bir çiçeğin kendi poleni tarafından döllenmesini amaçlamamış gibi görünüyor. ”

Canlıların kendilerini en iyisi olabilecek şekilde dönüştürebildiklerini ve devamlılığı sağlayabildiklerini doğanın her yerinde temel yapı ögesi olarak görebilmekteyiz.

Çalışmada da ele alınan konu çerçevesinde, canlı olmayan ve canlı olan birçok model bir arayarak getirilerek, doğal görünümde ama insan elinden çıkma yapay bir çalışma ortaya konmuş ve taklit özelliğini, canlı olan ve olmayan yanları dönüştürülerek yeniden değerlendirilebilir bir noktaya taşınması amaçlanmıştır. Çalışma, doğadan alınmış sahnelerin taklit haline getirilmiş birer kopyası özelliğini taşımakta ve izleyiciyi, bu sahnelerinde yapaylık ve doğallık arasında gelinebilecek sınır noktasını tartışmayı ve gözlemlemeyi yapabilmesine davet etmektedir. Çalışmaya, temaya gönderme yapılarak eski Türkçe’den seçilmiş ‘taklit’ anlamına gelen ve aynı zaman ‘öykü’ demekte olan  “Ötkünç” adı verilmiştir.